AHHH!.. ŞU ERKEKLER BİR AĞLAYABİLSELER!..
Aile Danışmanı
Evet, erkekler içinden gelerek gönül rahatlığıyla bir ağlayabilseler, kadın-erkek ilişkileri daha insanı ve daha vicdanı olacağı muhakkak.
Ne yazık ki geleneksel kültürün etkisiyle “erkeklerin ağlama duygusu bastırılıyor ve sindiriliyor.”
Bastırılan ve sindirilen vicdanı duygular zaman içinde katılaşıyor ve şiddete dönüşerek olumsuzluklara yol açıyor.
Erkekler ağlayabilselerdi, başta şiddet olmak üzere kadınlara uyguladıkları birtakım olumsuzluklar asgariye inerdi.
Erkekler ağlamayı becerebilseler, şiddet kullanma, alkolizm tehlikesinden kısmen kurtulabilecek ve kendileriyle daha barışık yaşayabilecekler.
@@@@@@@@@@@@@
“Erkekler ağlamaz” telkini, erkeklerin genlerine yerleştirilen bir virüs haline gelmiş durumda...
Hayat boyu bu virüsün etkisinde kalan erkek milleti, hem kendilerine hem de karşı cinslerine zarar verir konuma geldiler.
Erkek dediğin dağ gibi durmalı, görkemli, güçlü, kaya gibi sert olmalı telkinleri yüzünden doğallıklarını yitiriyorlar.
Asırlık bir çınar gibi heybetli olmalı ki, güçsüz olanı sarmalayabilsinler.
Dağlar, kayalar, çınarlar ağlar mı hiç..?
@@@@@@@@@@@@@
Erkek, insanlığın doğuşundan bu yana gücü temsil etmiştir.
O, yuvasının temel direği, çevresindekilerin güçlü dayanağı olmuştur.
“Erkeksen taşı sıkıp suyunu çıkaracaksın” denmiştir hep.
Aldığı her sorumluluğu layıkıyla yerine getirecek.
Menfaatleri adamlığının önüne geçmeyecek.
Ona inanan ve güvenenleri yarı yolda bırakmayacak.
Üstelik bunları yaparken de tüm zorluklara karşı dimdik duracak…
@@@@@@@@@@@@@
Her şeyden önce “ağlamanın” insani bir duygu olduğunu belirtmeliyiz.
Ne yazık ki bizim toplumumuzda erkeğe yakıştırılmayan bu duygu hala “acizlik” sayılıyor.
Bastırılan, sindirilen ve içine atılan duygular öyle bir zaman oluyor ki kendi kendine kaldığında kadınlardan daha fazla ağlar durumuna düşüyorlar.
Hem de ne ağlıyorlar...
Yer gök inlercesine ağlıyorlar…
Etrafına çevresine duyurmadan gözyaşlarını içlerine akıtıyorlar.
Kendinden başka bu durumunu kimse göremiyor, gördüğünde bütün karizması bitiyor, erkekliği ayaklar altına alınıyor ve kompleksi onu yiyip bitiriyor...
@@@@@@@@@@@@@
Dünyaya ilk adımını atan erkek, ilk nefesini ciğerlerine çektiğinde ağlamaya başlıyor.
Etrafına çevresine karşı azametini göstermek için hiç ağlamıyormuş gibi görünüyor ama ömür boyu için için hep ağlıyor.
Çocukken bol ağlıyor ama delikanlılık çağından sonra “artık o erkek adam olmuştur” istese de ağlamıyor.
Hayata gözlerini yumduğunda ise erkeklik işe yaramıyor.
Bu sefer de onun adına başkaları ağlıyor.
Velhasıl, gözyaşları ile dünyaya geldik ve dünyadan yine gözyaşları ile ayrılıyoruz.