Neden Hep Müslümanlar?
Bir araştırma kuruluşunun verilerine göre Dünya üzerinde yaşayan insan sayısı en güncel tahminlere göre 7,44 milyarın üzerinde. Bunun 1 milyar 570 milyonu Müslüman. Pew Din ve Kamu Hayatı Forumu adlı kuruluş tarafından yapılan ve kuruluş yetkililerince "şimdiye kadar din üzerine yapılmış en kapsamlı araştırma" olarak nitelenen araştırmaya göre, dünyada her 4 kişiden 1'i Müslüman.
Yüzdelik olarak bu rakam Dünya nüfusunun % 23'ünü oluşturuyor. Veriler şu yüzden önemli: Bu kadar çok Müslüman olmasına rağmen İslam ülkelerinde neden kan ve gözyaşı hiç eksik olmuyor?
İnsanlık olarak tarihin en büyük acılarından birisine, tarifi imkânsız üzüntülere şahit oluyoruz. Egemen güçler, bölgemizdeki hırs, menfaat ve iktidar kavgası uğruna İslam beldelerini harabeye çeviriyor. Bir adım ötemizdeki Halep’te adeta bir soykırım yaşanıyor. Sınırlarımızın bittiği yerde şiddet ve nefret başlıyor.
Bugün dünya coğrafyasına özellikle de Ortadoğu'ya baktığımızda arka plandaki küresel güçlerin bütün oyununun Müslümanlar üzerine kurulmuş olduğunu görüyoruz.
Öyle bir oyun ki kardeşi kardeşe, Müslümanı Müslümana kırdırıyor.
Böyle bir durumda zalimler, zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde beklerken biz inananlar olarak ne yapmalıyız? Güç sahipleri karşısında dünya Müslümanları olarak sadece yutkunacak mıyız? Buğzetmekle, kahretmekle, ağlayıp, sızlanmakla mı kalacağız? Bu konuda başta medya olmak üzere ümmet içinde nitelikli bir bilinç, gerekli bir şuur oluşturmayacak mıyız? Sessiz kalarak bu zulmün bir parçası mı olacağız?
İnsanlık tarihi, her dönem Hak ile Bâtılın mücadelesine sahne olmuştur. Bâtıl, karanlığın yanında aydınlığı istemediği gibi, Hakk'a karşı devamlı bir mücadele içerisinde olmuştur. Çünkü Hakk'ın gelmesi, bâtılın zail olmasını gerektirir. Tıpkı aydınlığın, karanlığın hükmünü iptal etmesi gibi. Hakk'a karşı küfür ehli, tek millet kabul edilir. Ve küfür ehli, bunun tamamıyla farkındadır. Müslümanlar üzerindeki tasallutu da bundan kaynaklanmaktadır.
Bugün baktığımızda Afganistan'da, Filistin'de, Pakistan'da, Afrika'da, Suriye'de, Mısır’da, Libya'da, Çin'de, Türkmenistan'da dünyanın neredeyse her yerinde Müslümanların zulüm ve işkence altında yaşamakta olduklarını görüyoruz. Biz ise sıcacık evlerimizde, sabah olunca akşam ne yiyeceğimizi, akşam olunca sabah ne giyeceğimizi düşünmekteyiz. Evlerimizi daha güzel göstermek için mobilya dekorasyonlarıyla meşgulüz. Hani Müslümanlar bir binanın tuğlaları gibi olacaktı. Hani vücudun bir azası ağrıyınca diğerleri de hissedecekti. Hani hepimiz kardeştik!..
Zulüm altındaki Müslümanların bir an önce felaha kavuşması için bir ve beraber olmak, ufak tefek meselelerde düşman kesilmemek, olmazsa olmazımız etrafında tek bir Allah'a, aynı Peygambere ve aynı Kitaba inanmış Müslümanlar olarak Kur'an'ın kılavuzluğu ve Hz. Peygamberin rehberliği etrafında birleşmek durumundayız.
Düşünce metreyle ölçülen kilogramla tartılan bir şey değildir. Birçok konuda farklı düşüncelerimiz ve farklı yaklaşımlarımız olsa da, ümmetin yeniden dirilişini gerçekleştirebilmek adına Allah'ın ipine sımsıkı sarılmalıyız.
Yeni bir yazıda buluşmak üzere, Allah'a emanet olunuz.
Medya Platformu Derneği
Başkan
Ahmet Durkaya