Bugün İslâm coğrafyasında Müslümanlara yapılagelen zulümlerin haddi hesabı belli değil. Müslümanların tarihte zaman zaman savaşlarda mağlup olduklarını, çeşitli istilalara maruz kaldıklarını, tarifi imkânsız katliamlara uğradıklarını da biliyoruz. Buna rağmen Müslümanlar yeniden İslâm sancağı etrafında toparlanabilmiş ve “Seçkin Ümmet” olma misyonunu sürdürebilmişlerdir.
Son bir asırda yani Müslümanların kendi devletlerinden, koruyucu kalkanları olan Hilâfet’ten yoksun olarak geçirdikleri bu zaman diliminde, maruz kaldıkları katliamlar, tarihte yapılanları aratmıyor. Hiçbir İslâm beldesi yok ki orada yaşayan Müslümanlar ya bizzat emperyalistler ya da onların piyonları olan yöneticiler tarafından bin bir türlü zulüm ve katliamlara uğramasınlar.
Şu anda İslâm coğrafyasına baktığımızda
bilfiil emperyalistlerin işgali altında olmayıp ama siyaseten onların güdümünde olan devletlerin ve bu devletlerdeki çetelerin zulüm ve katliamlarına maruz kalan beldeler daha fazla. Hatta zulüm boyutları farklı olmakla birlikte istisnasız bütün İslâm beldelerinde Müslümanlar mevcut iktidarların zulmü altında inliyorlar. Müslümanlara yapılan zulümleri yazıya aktarmak için kütüphaneler dolusu kitaplar yazmak gerekir. Müslümanların acilen İttihâd-ı İslam fikri etrafinda kenetlenip yek vücut hale gelerek bu zulumlere dur demeleri gerektiğini düşünüyorum.