Hz. Muhammed Filmi

Hz. Muhammed Filmi

1976 yılında Mustafa Akkad'ın yapımcı ve yönetmenliğini yaptığı 10 milyon dolarlık bütçeye sahip Er-Risale (Türkçeye 'Çağrı' olarak çevrildi) filmini hepimiz biliyoruz. Bu filmin rüzgarıyla olsa gerek, İslam dünyasında ve ülkemizde bir çok 'dini' film çekildi. Özellikle dini içerikli Yeşilçam filmleri, ne senaryosu, ne bütçesi, ne de oyuncu kalitesi yönüyle Çağrı filminin yanından bile geçemedi. Ama asıl mesele, Çağrı filminin yönetmen ve oyuncularının film konusundaki ciddiyet ve profesyonellikleri. Çünkü filmin seyri sırasında bir müslümanda, senaryo ve oyuncuların temel İslam kabullerine zarar verdikleri, onu hafife aldıklarıyla ilgili herhangi bir rahatsızlık oluşmuyor.

Dini yerli filmler, özellikle son söylediklerimiz doğrultusunda değerlendirildiğinde, hayli irrite edici. Hem senaryoları, hem oyuncu kalitesi, hem teknik çekimler, hem bütçeleri hem de oyuncuların mesajı izleyiciye hissettirmeleri yönüyle sorunluydu. Yani tam bir fiyasko.

Şimdilerde hiçbirinin irapta mahalli yok. Çünkü film ekibinin böyle bir kaygısı olmadığı gibi, İslami konuları bu ciddiyetsizliğiyle tahfif de ediyorlardı.

Son yıllarda ülkemizde sinema ve dizi sektörü kendisini hayli geliştirmiş görünüyor. Özellikle tarihi film ve diziler dikkatleri çekmeye başlayacak seviyede. Bu konuda cesur yapımcılar çıkıyor. Her ne kadar beklenilen kaliteyi yakalayamamış olsa da 'Fetih 1453' filmi bu meyanda söylenebilir.

TRT'de yayımlanmış Diriliş Ertuğrul gibi diziler de bu nispi kalite daha açık bir şekilde görülüyor.

Belki yakında bu tecrübelerle İslam kültür tarihinden yeni filmler ve yeni dizilerle karşılaşabiliriz. Ancak peşinen şunu ifade etmek gerekiyor: Bu film ve dizilerin tıpkı Akkad'ın Çağrısı gibi iz bırakabilmesi için, yapımcı ve yönetmenlerin bu konuda derdinin olması, insanlara vermek istediği 'doğru' bir mesajının bulunması gerekiyor. Oyuncuları aynı kaygıyla seçmesi gerekiyor. Çünkü bir dönem 'Minyeli Abdullah' filminin sözde 'oyuncu'larından biri, 'Minyeli Abdullah'ı Yunus Emreleştirdim' demişti. Bu hassasiyeti taşımayacak olanlar muhtemelen kendilerine yer bulabilme imkanını kaybedeceklerdir. İçki ve eğlence mekanlarında senaryolarını, filmlerini, dizilerini, oyunculuklarını ve kârlarını meze yapanları, toplum önceden yaptığı gibi hak ettiği yere koymakta tereddüt etmeyecektir.

Bu hususta zengin bir yapıya sahip olmadığımızı kabul etmek lazım. Ancak bu topraklardaki insanların beslendiği değerlerle beslenmiş yapımcı, senarist, yönetmen ve oyuncuların yetiştirilmesi için gayret sarf edilmeli ve bu çaba içerisinde olanlara sahip çıkılmalıdır. Tartışmalı Hz. Muhammed Filminin ve Hz. Yusuf dizisinin yönetmeni Mecid Mecidi gibi kendi tarzımızı oluşturabilmeliyiz.

İnanç dünyamızdan ve kültürel zenginliğimizden beslenen nice film projeleri ümidiyle Allah'a emanet olunuz.

Ahmet DURKAYA
Medya Platformu Dernek Başkanı