Son yıllarda İnternet kullanıcılarının “Gogıl amca” diye tabir ettiği arama motoru hayatımızın çok önemli parçalarından biri haline geldi.
Eskiden kütüphaneler dolusu ansiklopedilerin, bilgi kaynaklarının ve kitapların yerini sadece “bir tık” aldı.
Ebeveynlere çocukları bir soru sorduğunda ‘Dur, bir kitaptan bakalım, doğru bilgiyi öğrelim’ demek yerine. Hemen “gogıl amca”ya müracaat! Bu çocuklar kitap okumaktan ve araştırma yapmaktan uzaklaştırılıyor.
Kolay bilgi, kolay hayat peşinde koşuluyor.
Ne istersek soruyoruz, istediğimiz yanıtları alıyor veya almaya çalışıyoruz.
Ticaretimiz, alışverişimiz, resmi işlemlerimiz, işimiz hepsi internet üzerinden.
İnternet kesildi mi adeta hayat duruyor.
Akıllı telefonlarda mesajlar, facebookta yazışmalar eski mektupların yerini aldı.
Twitter deseniz bir başka alem.
İnsanlar buralarda yazdıklarıyla ceza bile alabiliyorlar artık. İnsanlar resmi mesajlarını buradan veriyor, buradan açıklamalar yapıyorlar.
Çok yakınlarımız dışında doğum günlerini bilmediğimiz insanların bile, artık doğum günlerini görebiliyor, iyi dileklerimizi iletebiliyoruz.
Bunlar, hep sosyal medya sayesinde oluyor.
Hayatlar artık sosyal medya üzerinden yaşanır oldu. Mutluluklar sosyal medya üzerinden paylaşıldı. İnsanlar nasıl hissettiklerini bile paylaşma ihtiyacı duydular.
Sosyal medyadan ötürü yuvalar da dağıldı. Cinayetler işlendi.
İnsanlar hastalıklarına internet üzerinden şifa aramaya başladı.
Dünya çapında yapılan araştırmalara göre Türk internet kullanıcıları günde 5 saatini dijital cihazlara harcıyor. Bu zamanın yarısından fazlası cep telefonlarında geçiyor.
Fakat Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi Silikon Vadisi devleri çocuklarını dijital hayattan yoksun elektronik materyallerden uzak okullarda yetiştiriyorlar.
Dahası çocukları 17-18 yaşına gelene kadar teknolojiden uzak durmaları konusunda da hemfikirler.
Kısaca, dijital ortamın hayatlarımıza nüfuz edici etkisi her geçen gün artıyor. Özellikle sosyal medyanın gücü bu durumu tetikliyor. Gündemde olup biteni televizyon yerine sosyal medyadan takip edenlerin sayısı hiç de yadsınacak gibi değil.
Her şey makul seviyeye gelinceye kadar, sosyal medya kullanımı ile ilgili bu dengesizlik devam edecektir. Bize düşen, davranışları kayıt alınan bir insan hassasiyetiyle hayatın gerçek ve digital tüm kısımlarında var olmaktır. Kiramen Katibîn bu görevi kesintisiz ifa ediyor.
Yeni bir yazıda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.