Literatürde din şöyle tarif edilir: Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren İlahi bir kanundur. Tariften de anlaşılacağı gibi, dinin muhatabı akıl sahibi insanlardır.
Evet, akıl, insanlar içindir. İnsan önce aklını kullanarak işlerinin iyi yürümesi için tedbir almalı, sonra tevekkül etmeli, yani o konuda yüce Allah’a güvenmelidir.
Tam da bunu ifade eden bir atasözümüz var: ‘Bineğini sağlam kazığa bağla, sonra da Allah’a ısmarla.’
Her şey insan için… Huzur da… Afetler de… Deprem, sel, yangın… Allah isim ve sıfatlarıyla tecelli ediyor. Ancak insan her durumla ilgili tedbir almakla yükümlüdür. Akıl sahibi olması bunu gerektirir.
Son zamanlarda yaşadıklarımıza benzer felaketler eskiden de vardı. Ve insanlar bu felaketlerde büyük kayıplar veriyorlardı. Teknolojik anlamda sahip olunan imkanların kısıtlı olması, bu kayıpların verilmesinde etkiliydi kuşkusuz. Bugün de, yarın da yine deprem, sel, tsunami, yanardağ patlaması, göçük felaketleri ve benzer tabii bir çok afet olacak. Ama teknolojik anlamda gelinen nokta, can ve mal kayıplarının minimize edilmesini sağlamalı.
Türkiye iş kazaları sıralamasında dünyada üçüncü Avrupa’da ise birinci sırada. Günde ortalama dört işçi, iş kazaları sonucunda hayatını kaybetmekte. Meydana gelen kazaların birçoğu önlenebilir kazalar kategorisine giriyor. Yani yapılacak küçük harcamalar ve alınacak önlemlerle bu kazaların bir çoğunun önlenilebilmesi mümkün.
Cumhuriyetin 91. yıldönümünü kutladığımız, Soma’da yaşanan facianın henüz tazeliğini koruduğu bir dönemde, Ermenek’teki maden olayıyla toplum olarak büyük üzüntüye gark olduk. Devlet yardım için elinden geleni yapıyor. Tüm Türkiye dua ediyor.
Elbette dua edelim…Tevekkül sahibi olalım… Ancak çok şeyi eksik anladığımız gibi tevekkülü de yarım yamalak anlıyoruz.
Öyleyse nedir tevekkül?
Tevekkül, bir amaca ulaşmak için gerekli her türlü önlemi alarak, elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah’a bağlanıp O’na güvenmek, sonucu Allah’tan beklemek demektir. Yani bineği önce sağlam kazığa bağlamalı, sonra Allah’a tevekkül etmeli.
Tevekkülü yanlış anlayanlar sanki, konunun sadece Allah’a güvenmek ve sonucu Allah’tan beklemek kısmı ile ilgileniyorlar. Kendileri için bulunmaz çıkış yolu gibi. Alınan her türlü tedbir sonrası meydana gelen felaket kazadır. Tedbirsizlik sonucu meydana gelen olay, kaza değil cinayettir.
Ve cinayetin hesabı her daim sorulur… Hem devlet sorar… Hem Allah…
Yeni bir yazıda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz.