Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan in Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerine vermiş olduğu İftar programına Medya Platformu Derneği olarak katıldık.
İftar Programında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN gündem ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanımız'ın yaptığı konuşma tam metni.
Saygıdeğer büyüklerim,
Saygıdeğer kardeşlerim,
Sevgili dostlar;
Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, kendi evinize hoş geldiniz.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerefin yarısını geçtiğimiz, yavaş yavaş vedaya hazırlandığımız bugünlerde şimdiden Rabbim bizleri Ramazan’a kavuşturduğu gibi inşallah Bayrama da aynı aşk, aynı sevinçle kavuştursun. Rabbimden tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri, hayır ve hasenatı, ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için yürüttüğünüz çalışmaları kabul ve makbul etmesini diliyorum.
Bugün burada bulunan sivil toplum kuruluşlarımızın çok büyük bölümünün faaliyetlerini yakinen biliyorum. Eğitimden sağlığa, hukuktan insan haklarına, çocuklara sahip çıkmaktan yoksullara yardım etmeye kadar geniş bir alanda inşa ve ihya faaliyeti yürüten sivil toplum kuruluşlarımızın her birine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Tabii her şey gibi sivil toplum kuruluşlarımız da insanla var. Bu hayır müesseselerinin kurulmasında, büyümesinde, faaliyetlerinde emeği olan herkese teşekkür ediyorum.
Türkiye’de yıllarca STK’lar devlete, hükümete rağmen, hatta onlara karşı çalışan kurumlar olarak görülmüştür. Devletle millet arasındaki kopukluğun bir tezahürü olan bu yanlışı geçtiğimiz 14 yılda verdiğimiz mücadeleyle büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Tamamen bitti diyemem, hala birçok engeller ne yazık ki var.
Bugün devlet-millet kaynaşmasının en güzel görüldüğü alanların başında sivil toplum faaliyetleri geliyor. Milletimizin tüm renklerini, tüm birikimini, tüm zenginliğini, gerçek potansiyelini ortaya koyan sivil toplum kuruluşlarımızla kamu kurumlarımız artık el ele, omuz omuza faaliyet gösteriyorlar. İllerimizde valiliklerimiz, ilçelerimizde kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz, bakanlıklarımızın oralardaki temsilcisi olan kurumlar sivil toplum kuruluşlarımızın en büyük yardımcılarıdır, öyle olmak zorundadır, çünkü sivil toplum kuruluşlarımızın her biri kamu yararına çalışan, yani millete hizmet eden, bunu da meccanen yapan kuruluşlarımızdır. Bu bakımdan her türlü desteği, her türlü teşviki sonuna kadar hak ediyorlar.
Sivil toplum kuruluşu görüntüsü altında ülkesine ve milletine düşmanlık eden yapılar elbette var. Milletimiz kimin kendi hayrına çalıştığını, kimin de şer işler peşinde olduğunu görüyor, bunun takdirini de çok iyi yapıyor. İşte paralel devlet yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan paralel yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur. Bugüne kadar devletle, güvenlik güçleriyle, adaletle başa dara düşen sivil toplum kuruluşlarına milletimizin sinesi güvenli liman olmuştur. Ama milletimiz paralel yapıyı sinesine yaklaştırmamış, temsilcileriyle de arasına mesafe koymuştur. Akıl, vicdan ve ahlak sahibi herkes için bu tablodan çıkartılacak çok büyük dersler vardır.
Milleti kandırdığını sanan, aslında kendini kandırır. Millete sırtına dönen, aslında kendi varlığına sırtını dönmüş olur, çünkü sivil toplum faaliyetleri Allah rızası için ve millete, insanlığa hizmet amacıyla yapılır. Başka bir niyet varsa, yapılan işin adı sivil toplum faaliyeti olmaz. Kimsenin kendi ticaretine de, kendi ihanetine de, kendi enaniyetine de bu kuruluşları alet etmeye hakkı yoktur. Aksi bir tutum her şeyden önce gayretullaha dokunur. Rabbim bizleri yalnızca rızası için çalışan kullarından eylesin. Buradaki her bir sivil toplum kuruluşumuzun bu doğrultuda hizmet verdiğini biliyorum, buna inanıyorum.
Değerli kardeşlerim;
Milletlerin, devletlerin ve coğrafyaların tarihlerinde önemli dönüm noktaları, kritik yol ayrımları vardır. Biz de coğrafyamızla, ülkemizle, milletimizle işte böyle bir dönemden geçiyoruz. Her doğum sancılı, her değişim sıkıntılı olur, bedel ister. Ülkemizde terörle mücadele sırasında bir gül bahçesine girer gibi toprağa düşen şehitlerimiz kanlarıyla, canlarıyla milletimiz adına bu bedeli ödeyen kahramanlarımızdır. Suriye’de 6 yılda hayatını kaybeden 500 bini aşkın insan tüm coğrafyamız adına bu bedeli ödeyen mazlumlardır. Çeşitli ülkelerde cezaevlerinde çile çeken, darağaçlarında son nefeslerini veren kardeşlerimiz de bu sürecin bedelini ödüyorlar.
Çekilen acılar, verdiğimiz kayıplar elbette yüreğimizi yakıyor, ama biliyoruz ki hiçbiri boşa gitmeyecek. Malazgirt’te Sultan Alp Arslan’ın, Konya’da Sultan Kılıç Arslan’ın, Bursa’da Orhan Gazi’nin, İstanbul’da Sultan Fatih’in, Çanakkale’de çeyrek milyon isimsiz kahramanın gayreti nasıl boşa gitmediyse, bugünkü fedakarlıklar da başa gitmeyecektir. Eğer ölçü karşımızdakilerin gücü, cesameti, büyüklüğü olsaydı, bu mücadelelerin hiçbirine girişmeye cesaret edemezdik.
Ecdadımız ne yapmıştır? Yeri geldiğinde kefenini giyip ordusunun başına geçerek bazen farklı taktikler geliştirerek, kimi zaman da hiçbirine ihtiyaç duymadan sadece yüreğini ve bileğini ortaya koyarak mücadele etmiş ve sonunda zafere ulaşmıştır. Bugün her birini iftiharla yad ettiğimiz zaferlerimizin ortak özelliği, devletle milletin aynı hedefe yönelmesiyle kazanılmış olmalarıdır.
Eğer Mehmetçiğin tüfeğiyle, polisin tabancasıyla, aksakallı dedenin, başı yazmalı ninenin duası buluşmuyorsa, böyle büyük başarılar elde edemezsiniz. Kamu kurumlarının duvarları arkasındaki gündemle, okul bahçelerindeki, cami avlularındaki, çay ocaklarındaki gündem ve bakış açısı örtüşmüyorsa hedeflerinize ulaşamazsınız. Bizim Türkiye’deki en büyük başarımız, işte bunu sağlayabilmiş olmamızdır.
Tabii bu kaynaşma, bu birliktelik birilerini rahatsız ediyor. Bu karın ağrısıyla toplumun bir kesimini kendi milletine, kendi devletine düşman etmenin çabası içindeler. Medyanın da çanak tutmasıyla, insanları inançları, kökenleri, hayat biçimleri üzerinden birbirleriyle çatıştırmak için adeta seferberlik ilan etmiş durumdalar. Nerede kanayan bir yara görülürse hemen gidip onu kanatmaya, yarayı kangrene dönüştürmeye çalışıyorlar. Bunun için kimi zaman ağaç, çiçek, böcek diyerek, kimi zaman kadın, çocuk diyerek, kimi zaman daha basit gerilimler üzerinden ortalığı karıştırıyor, ülkenin huzurunu kaçırıyorlar.
Dikkat edin, bahane ne olursa olsun, tahrikçiler, basına fotoğraf verenler, polisle tartışanlar, çevredekileri galeyana getirenler hep aynı simalardır. Her biri adeta birer profesyonel provokatör; ama artık bunlar da kesinlikle deşifre oldular, giderek daha az itibar görüyorlar. Milletimiz kendi geleceğini, kendi hedeflerine, kendi kadrolarına, kendi adamlarına sahip çıktığını her olayda gösterdi.
Şundan emin olunuz: İstikametimiz doğrudur, niyetimiz hasbidir, hesabi değildir. İşlerimiz harbi olduğu müddetçe bu destek çoğalarak sürecektir. Milletin desteği arkasında olan bir kişiyi, bir kurumu yedi düvel biraraya da gelse evvel Allah yıkamaz. Rabbim bizleri işte bu kutlu yolda yürüyenlerden eylesin diyorum.
Sevgili dostlar;
Devletle milletin kucaklaşması önemli olduğu gibi, aynı duygularla benzer hedefler için çalışan sivil toplum kuruluşlarımızın kendi içlerindeki birliği, beraberliği, dayanışması da çok önemli. Atalarımız boşuna ‘bir elin nesi var, iki elin sesi var’ dememişler; onun için sivil toplum örgütlerimizin dayanışması, birlik, beraberlik içerisinde olması hem hedefler için, hem de ülkemiz, milletimiz için çok büyük şeyler ifade ediyor. Burada bulunan veya gönülleri bizimle birlikte olan sivil toplum kuruluşlarımızın pek çoğu tek tek zorlandıkları nice sorunun üstesinden birlikte hareket ettiklerinde kolayca gelebildiklerini göreceklerdir.
Ülkemizde ve yurt dışında karşımıza çıkan sıkıntıların arka planına baktığımızda aynı gayeyle biraraya gelen sivil toplum kuruluşu görünüşlü yapıların izlerini görüyoruz. Ermeni terör örgütleri yıllarca aynı şekilde çalıştı, şimdi bölücü terör örgütünün paralel ihanet şebekesinin aynı yöntimi kullandığını görüyoruz. Doğrusu biz de özellikle son 3 yıldır yaşadığımız her önemli hadisede sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteğini yanımızda görmenin memnuniyeti içindeyiz.
Sizlerden diğer konularda da aranızda böyle örnek bir dayanışma göstermenizi bekliyorum. Terörle mücadelemizde çeşitli ülkelerle yaşadığımız sıkıntılarda 2023 hedeflerimize ulaşma konusunda özetle istiklal ve istikbal mücadelemizin her safhasında böyle güçlü bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Her birinizin bu anlayışta ve gayrette olduğunuzu biliyorum; ama sizlerden ricam şudur: Daha fazlası daha fazlası daha fazlası.
Son gelişmeleri görüyoruz, Avrupa Parlamentosu’nun koridorlarında bakıyorsunuz bir YPG terör örgütünün paçavraları asılı ve onun önünde de ülkemizdeki bölücü terör örgütünün parlamentoya destekleriyle soktuğu kişiler poz veriyor. Ve bunu Batıya söylediğimizde, hepsinin söylediği şey şu: ‘Ama onlar DAEŞ’e karşı. Eğer DAEŞ’e karşı olanlar terör örgütü değilse, o zaman El Nusra’ya niye terör örgütü diyorsunuz? El Nusra da DAEŞ’e karşı ve çok ciddi bir mücadele veriyor.
Bu Batının mantalitesi şöyle çalışıyor: ‘İyi terörist, kötü terörist’, anlayış bu. Bu anlayışı tersine Allah’ın izniyle biz çevireceğiz. Onun için yılmıyoruz, nasıl ki şu anda çok kararlı operasyonlar sürdürdük, sürdürüyorsak, milletimizin huzurunu tesis edene kadar bu terörle mücadeleyi can güvenliği, mal güvenliği konusunda sorumluluğu olan bir devletin başı olarak Allah’ın izniyle başaracağız, yılmak yok, bu yolda devam edeceğiz, kararlıyız.
İşte bugün Başbakanımız da Ağrı’da, halkla Ağrı Stadyumu’nda büyük bir iftar ve aynı zamanda açılış töreni yaptılar. Her tarafı dolaşıyoruz, dolaşacağız. Kısa bir süre önce ben Mardin’de Mehmetçiğimizle birlikte bir iftar yaptım. Ramazan, Ramazan sonrası, bütün buraları tek tek dolaşacağız, yılmak yok. Korkuyu korkutmadığını sürece her zaman mağlupsunuz, bunu bilmelisiniz.
Bu duygularla bir kez daha Ramazan-ı şerifinizi tebrik ediyorum. Yaklaşan Kadir gecenizi ve Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. İftar soframızı bizlerle paylaştığınız, Külliyemizi şereflendirdiğiniz için şükranlarımı sunuyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum, sizleri Allah’a emanet ediyorum.